21 Ocak 2008 Pazartesi

Data Kasası Standartları

Data Kasa Standartları



Data Kasaların sahip olması gereken pek çok standart bulunmaktadır. Üretici firmanın ISO 9001 standardına sahip olmasından yangın testlerinin standartlara uygun yapıldığına kadar tüm test aşamalarının standartlara uygun olarak yapılması ve sertifikalandırılması gerekmektedir.



Data kasalar için geçerli olan standartlar:

*

ECB.S S120 DIS : European Certification Board - Security Systems
o

Bu standart Data Kasalar için geçerli tüm standartları içermektedir. Kapsamında ISO 9001, EN 1047-1, EN 1143 standartlarını içerir. Bu standartların dışında data kasalar ECBS onaylı laboratuarlar tarafından yangın testine tabii tutulur. Tüm testlerden olumlu sonuç alınması halinde ECBS sertifikası verilir.
o

ECBS kapsamında veri ve kağıt koruması için değişik standartlar bulunmaktadır. Notasyonu ise ECB.S S120 DIS gibidir. Burada 120 rakamı yangına dayanıklılık süresi, DIS ise disket dahil tüm veri yedeklerini korumaya yönelik olduğunu ifade etmektedir. Örnek ECB.S sertifikaları
+

ECB.S S120 DIS : En yüksek Data Kartuş ve Disket koruması. 2 saat boyunca 1000 oC nin üzerindeki yangında kasa iç sıcaklığı 50 oC nin üzerine çıkmayacak, nem oranı ise %85 in üzerine çıkmayacaktır.
+

ECB.S S60 P : Para ve değerli evrak koruması. 1 saat boyunca 950 oC nin üzerindeki yangında kasa iç sıcaklığı 170 oC nin üzerine çıkmayacak, nem oranı ise %85 in üzerine çıkmayacaktır.
*

EN 1047-1 : Güvenli depolama birimleri için sınıflandırma ve yangına dayanıklılık kriterleri
*

EN 1143 : Güvenli depolama birimleri için hırsızlığa karşı dayanıklılık kriterleri
*

ISO 9001 : Üretici firmanın üretin Kalite standardı/2000 Kalite sertifikası.

DATA KASA - TEST YÖNTEMLERİ



Data Kasaların test ve sertifikasyonu akredite laboratuvarlar tarafından yapılmakta ve belgelendirilmektedir. Çok detaylı ve uzun bir süreç olan bu testlerden başarılı olan firmalara ECB.S sertifikası verilmektedir.



Yapılan testler özet olarak :

*

Data Kasa 2 saat boyunca daha önceden 1000 oC üzerinde sıcaklığa getirilmiş bir fırın içerisine, alevlere temas edecek şekilde yerleştirilir. Bu fırında 2 saat boyunca kalması sağlanır.
*

2 saat sonunda fırından çıkarılan data kasa, bekletilmeden 30 katlı bina yıkılmasının etkisini simüle etmek için 9 metre yukarıya çıkartılarak sabit, çakıl olan bir zemin üzerine düşürülür.
*

Düşme sonucu kapak veya kilit sisteminde meydana gelebilecek en ufak bir çatlak veya aralığın omadığından emin olmak için tekrar fırına sokulur ve ısıtılır.
*

Fırından çıkartılan data kasa havalandırmasız bir ortamda kendi haline soğumaya bırakılır. Soğutma ve kasa içerisinden kayıt toplama işlemi kasa tamamen oda sıcaklığına gelene kadar devam eder.
*

Tüm test sırasınca kasanın iç sıcaklığının 50 oC nin üzerine çıkmaması, nem oranın ise %85 i geçmemesi gerekmektedir. Genelde kasanın iç sıcaklığı test başladıktan sonra 9-12 saat sonra en yüksek seviyesine ulaşmaktadır. Tüm bu süre içerisinde kasanın dışındaki sıcaklık yavaş yavaş içeriye ancak ulaşabilmektedir.

Data Kasası

DATA KASA - GENEL BİLGİLER

Veriler yaşayan organizmalardır ve sürekli büyürler. Dünyadaki veri miktarı her 12-18 ayda bir ikiye katlanmaktadır. Veri artış oranınızı belirleyip uygun çözümü seçebilmeniz için çeşitli online araçlar mevcuttur.

Data yedekleme ortamları (disket kartuş, v.s.) yangına karşı korunması en zor malzemedir. 50 derece ısıda bile bozulabilmekte, nemli ortamda bantlar birbirine yapışmakta, manyetik bir alan altında veriler silinmesinin yanında, toz, gaz ve su gibi dış etkenlerle özelliğini yitirmektedir.

Veri yedeklerinin aynı zamanda yetkisiz kişilerin erişimine uzak olmalı, anahtar, mekanik veya elektronik şifre sistemi ile ulaşılabilmelidir. Aynı zamanda hırsızlığa ve sabotaja karşı da güvenli bir yerde muhafaza edilmelidir.

Tüm bu dış etkenlere karşı korumalı olarak muhafazası gereken veri yedeklerine ihtiyacımız olduğu zaman zaten mevcut sistemlerimizde bir hasar, arıza veya veri kaydı meydana gelmiş demektir. Dolayısıyla tüm bu koruma ve güvenlik önlemlerini tek bir kalemde sağlayacak çok yüksek koruma standarlarına sahip data koruma kasaları üretilmiştir.

Data kasaları uluslararası standartlarca belirlenmekte ve tüm bu koruma özellikleri test edilerek, uygun olan marka ve modeller sertifikalandırılmaktadır.



Data Kasaları Hakkında Yanlış Bilinenler:



Data Kasaların üretimi çok yüksek bir teknoloji ve üretim tecrübesi gerektirmektedir. Dolayısıyla tüm dünyada bulunan üretici sayısı çok azdır. Maalesef pek çok yanlış bilgi sonucu son kullanıcılar hatalı karar vermekte, kurumlar ise yanlış ürün satın almaktadır. En fazla bilinen yanlışlar aşağıdadır.



Data Kasaları Hakkında Yanlış : 1 - AVRUPA STANDARTLARINA UYGUN OLARAK ÜRETİLMİŞTİR : Data kasalarda en önemli husus standartlara uygun olarak test edilmesi ve sertifikalı olmasıdır. Pek çok değişik marka kendi kasalarının ECB.S EN 1047-1 ya da NT Fire 017 standartlarına uygun olduğunu iddia etmekte fakat geçerli test sonuçlarını belgeleyememektedir. Uygun olarak üretilmiş olması, uluslarası SERTİFİKA ya sahip demek değildir.

Data Kasaları Hakkında Yanlış : 3 - KASALARIMIZ ECB.S STANDART BELGELİDİR : ECB.S standartları pek çok veri ve kağıt koruma standarlarından oluşur. 1 saatlik yangına dayanıklı bir kağıt kasasının içerisine Data Kartuşların koyulması hiçbir işe yaramayacaktır. Tam ECB.S açılımı ve sertifikası istenmelidir.


Data Kasaları Hakkında Yanlış : 4 - EN 1047-1 veya ECB.S STANDARTLARINA GÖRE TEST EDİLMİŞTİR : Test edilmiş olabilir ama acaba testlerde başarılı olup Sertifika alınabilmiş midir? Kaldi ki, sertifika tek bir ürünün test edilmesini kapsamaz. Herhangi bir uluslar arası sertifika almak, ürünün sadece “test edilmesi”nden çok daha fazlasını gerektirir. Özellikle bu tür sertifikasyonlarda, firma sertifika almaz, her ürün her ayrı model için ayrı ayrı sertifikalandırılır. Yani firmaya sertifika vererek, “ürettiğiniz her ürün bu şartları sağlar” diye uluslararası hiçbir kurum sertifikasyon yapamaz. Her boyut, model ürün belli EN normlarına göre ayrı ayrı test edilir, ayrıca firmalar yerinde denetlenerek, üretim bandından çıkan her ürünün aynı standartlara sahip olabileceği, kalite kontrol mekanizmalarının işlerliği vs gibi işletme yöntemleri de, sertifikanın ayrılmaz bir parçası olarak kontrol edilir. Bu kontroller hem sertifikasyon sırasında hem de periyodik firma kontrolleriyle sürekli kılınır.


Data Kasaları Hakkında Yanlış : 5 - KESİNLİKLE SUYA, GAZA DAYANIKLIDIR : Data Kasaların ana amacı normal kullanımda değil bir yangın durumunda içerisindekileri korumaktır. Suya dayanıklılık sadece yangın başladıktan sonra olabilecek itfaiye suyuna veya yangın dumanına karşıdır. Sızdırmazlık özellikleri bir yangın esnasında aktif hale gelir. Data Kasaların kapı ve bağlantı yerlerinde ısıya duyarlı malzeme bulunmaktadır. Bunlar yangın esnasında harekete geçerek sızdırmazlık sağlar ve birdaha açılana kadar tam koruma sağlar. Yangın dışında da belirli bir oranda sızdırmazlık sağlayan bu özellik tam olarak yangın başladıktan sonra aktif olur. Yoksa kapağı kilitli bir data kasayı havuz içerisine koyarsanız içi tamamen su dolar.


Data Kasaları Hakkında Yanlış : 6 - DEPREME KARŞI SERTİFİKALIDIR : ECB.S standartları içerisinde Data Kasaların yanan bir binanın çökmesine karşı dayanıklılığı test edilmektedir. Bu test yangın testinin bir parçasıdır. Dolayısıyla yangın esnasında çöken 30 katlı bir binanın en üst katındaki data kasa içerisindeki veriler korunur. Test sırasında kasa sıcaktır ve en zayıf anındadır. Dolayısıyla yangın haricinde muhtemelen daha yüksek bir bina çökmesine karşı da dayanıklı olacaktır. Fakat sadece depreme karşı sertifikalandırma bulunmamaktadır.


Data Kasaları Hakkında Yanlış : 7 - TOPRAKLAMA İLE ELEKTROMANYETİK KORUMALIDIR : Data Kasa üreticileri değişik teknolojiler kullanarak kasanın içerisinde bulunan manyetik ortamları FARADAY KAFESİ mantığı ile elektromanyetik koruma altına almaktadır. En son istenebilecek şey ise topraklama sitemi yapılarak, herhangi bir başka yerde olabilecek topraklama kaçağında tüm verilerin hasar görmesidir. Topraklama özelliği Data Kasalarında istenmeyen bir özelliktir.

24 Aralık 2007 Pazartesi

Arşiv Hizmetleri

Arşiv Hizmetleri

Fiziki Düzenleme

Arşiv yönetiminin başladığı nokta olup; belgelerin değerlendirme, ayıklama- imha ve düzenleme işlemlerini kapsamaktadır.

Değerlendirme; arşivsel değerlerin esas alınarak belgelerin tasfiyesinde onların akıbetini belirleyen temel bir arşiv fonksiyonudur.

Ayıklama; değerini koruyarak saklanmasına gerek olan belge ile saklanmasına gerek kalmayan belgenin ayrılması işidir.

İmha, değerini kaybeden evrakın şartlarına uygun olarak elden çıkarılması işidir.

Düzenleme; saklanmasına gerek olan belgelerin yapısına uygun bir materyalle ve belirli bir düzen içerisinde arşivlenmesi işidir.

Arşivlerde gereksiz belgelerin saklanmasını önlemek, yer darlığına ve karışıklığa son vermek, iş kaybını önlemek için ayıklama-imha işlemleri yapılmalıdır.Ayıklama ve imha işlemlerinin düzenli olarak yapılabilmesi için Evrak Saklama Planı ve Yönetmeliği hazırlanmaktadır. Saklama planının hazırlanarak ayıklama ve imha işlemlerinin yapılması; arşivin sürekli kendini yenilemesine, saklanmasına gerek kalmayan belgelerin zamanında imha edilerek yer, zaman, ekipman ve sarf malzemeden tasarruf edilmesine imkan sağlamaktadır.

Evrak Saklama Planı ve Yönetmeliği; 3473 sayılı Muhafazasına Lüzum kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun ve 16 Mayıs 1988 tarih ve 19816 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak, birimler bazında yürütülmekte olan fonksiyonların bağlı bulundukları kanun, tüzük ve yönetmeliklere dayanılarak, kurumdaki her türlü evrakı kapsayacak şekilde hazırlanmaktadır.







Dijital Arşivleme -Doküman Tarama



Belgelerin taranarak elektronik ortama aktarımı ve bilgi amaçlı olarak belge resmine ulaşım imkanı sağlanmaktadır. Her bilgi gereksiniminde evrakın aslına ulaşmaya gerek kalmamakta ve belge yıpranmaları önlenmektedir.

Evrakların aynı anda birden çok yerde elektronik kopyası bulunmakta ve elektronik kopya üzerinden çıktı alınabilmektedir. Evrakların aslı zarar görmemekte ve gereksiz fotokopi çoğaltımı engellenmektedir.İşgücü ve zamandan tasarruf sağlanmaktadır.



Envanter - Dosya Tasnif Planları



Kurumun mevcut arşiv malzemesi dosya ve evrak bazında incelenerek, kurumun bilgi kaynakları, yıllık belge üretimi ve dosyalama-saklama ihtiyaçları için gerekli sarf malzemenin tespiti yapılmaktadır.

Arşiv sistematiğinin oluşturulması için kurumun tüm fonksiyonlarının tespiti yapılarak, fonksiyonlar arası ilişkiler belirlenmektedir. Mevcut birimlerle görüşmeler yapılarak hangi belgeleri ürettikleri, belgelere hangi kıstaslardan ulaşmak istedikleri, ürettikleri belgelerin kaç yıl saklanması gerektiği konularında anket / görüşmeler yapılarak arşiv sistematiğinin alt yapısı hazırlanmaktadır.

Envanter çalışması sonucunda; kurum yapısına uygun etkin bir Dosya Tasnif Planı ve Dosyalama Yönetmeliği hazırlanabilmektedir.





Kuruma Özel Arşiv Otomasyonu



Envanter çalışması sonucu oluşturulan arşiv sistematiğine uygun olarak kuruma özel arşiv otomasyon programı hazırlanmaktadır.

Arşiv otomasyon programımız; Filemaker Pro programlama aracıyla geliştirilmiştir. Geliştirildiği araç üzerinde çalışır ve genişletme, değiştirme imkanları sunar. Kullanım, bakım, yedekleme ve kurtarma gibi işlemler için temel bilgisayar bilgileri yeterlidir, ayrıca bir uzmanlık gerektirmez. Girilebilecek kayıt sayısı sabit diskin kapasitesi kadardır. Çok kullanıcı özelliği vardır, yakın ve uzak mesafe bağlantıları mümkündür.



Arşiv Otomasyon Programımız ile:



Belgelere istenilen ve işlenen her veriden ulaşım.

Envanter çalışması sonucu tespit edilen, kullanıcıların belgelere ulaşmak istedikleri tüm kriterlerden arşivde bulunan evraklara ulaşım imkanı sağlanmaktadır.

Belgelerin tüm özelliklerini görme.

Belgelerin; işlenen verileri ve dosya / arşiv bilgileri tek ekran üzerinde görülebilecektir.

Belgelerin taranarak sisteme aktarımı.

Belgelerin taranarak sisteme aktarımı ve bilgi amaçlı olarak belge resmine ulaşılması mümkündür.Böylece her bilgi gereksiniminde belgeye ulaşmaya gerek kalmayacak ve belge yıpranmaları önlenecektir. Evrakların aynı anda birden çok yerde elektronik kopyası bulunabilecek ve elektronik kopya üzerinden çıktı alınabilecektir.Evrakların aslı zarar görmeyecek ve gereksiz fotokopi çoğaltımı engellenmiş olacaktır.

Uzun metin bilgisi giriş imkanı.

Veri tabanı programımız uzun metin bilgisi girişine imkan vermektedir. Uzun metin alanlarına 64.000 karakter uzunluğunda metinler girilebilmektedir.

Belgelerin departmanlar arasında dolaşımı / kullanımı.

Bir belgenin departmanlar arasında dolaşımı, belgenin o an hangi departmanda olduğu, ne zaman geri verileceği, geçmişte kimler ne için hangi belgeleri istemişler gibi ödünç verme sistematiğinin tüm kontrolleri yapılabilecektir.

Belgelere farklı düzeylerde erişim hakkı.

Arşiv Otomasyon programımızın; program yapısına müdahale edebilme,bilgi girebilme, bilgileri değiştirebilme, sadece görebilme gibi kademeli şifreleme imkanı vardır.Böylece, kullanıcıların yetkileri dahilinde arşivden faydalanma imkanı sağlanacaktır.

Ödünç – İade - İmha raporları.

Ödünç verilen dokümanın; kimde ve ne olduğu gibi bilgilere ulaşılabilecek, iadesi gecikmiş belgeler tespit edilebilecektir. İmha edilen belgelerin hangi sebeple ve ne zaman imha edildiği, imha edilmesi gereken belgelerin hangi tarihte ve ne sebeple imha edileceğinin tespiti yapılabilecektir.

Ödünç – iade raporları, belge saklama süreleri, imha raporları, aylık / yıllık ödünç verilen doküman sayısı, en çok ödünç verilen dokümanlar v.s. konularda raporlar alınabilecektir.

Etiketleme ve barkodlama.

Arşiv Otomasyon programımızdan; ayrıca bir yazılıma gerek kalmaksızın, dosya sırt etiketi ve barkod çıktıları alınabilmektedir.



Belge Yönetim Otomasyonu



Kurum içerisindeki tüm yazışmalar kontrol altına alınmakta ve iş takibi kolaylaşmaktadır.Belgenin işlem aşaması (hangi birimde olduğu, cevap yazılacaksa yazılıp yazılmadığı,dışarıya yazılan bir yazıya cevap gelip gelmediği ) tek tıklamayla tespit edilmekte ve istatistikler alınabilmektedir.Bilgi girilen her alandan tarama yapılabilmektedir.

Kurum içi yazışmalar ve elektronik ortamda gelen belgeler (fax, e-posta) çıktı almadan sisteme aktarılıp ilgililere ulaştırılarak, kırtasiye giderlerinde tasarruf sağlanmakta, işgücü ve zaman kaybı önlenmektedir.



Arşiv Donanımları



SABİT RAF : Maliyet açısından en ucuz, kapladığı alan açısından ise en dezavantajlı sistemdir.


DÖNER RAF : Hem maliyet, hem kapladığı alan açısından en avantajlı sistemdir. Her katı birbirinden bağımsız olarak hareket edebildiğinden ve tekerlekleriyle kolayca yer değiştirebildiğinden büro arşivleri için en ideal sistemdir.

HAREKETLİ RAF ( COMPACT SİSTEM ) : Maliyet açısından pahalı olmalarına karşın, kapladığı alan açısından avantajlı bir sistemdir. Toz, ışık, yangın ve hırsızlık gibi tehlikelere karşı, sabit ve döner raflara oranla daha güvenlidirler.
RENK KODLU DOSYA : Renkli kodlama sistemi dünyaca kabul edilmiş bir sistem olup, belgelere hızlı ve etkili ulaşım imkanı sağlamaktadır. Dosyaların yanlış yerleştirilmesi veya bulunamaması mümkün değildir.Dosyalama ve arşivlemeyi bir arada sunduğundan en ekonomik sistemdir.İşgücü ve zamandan tasarruf sağlanır, arşivleme için ek bir masraf gerektirmez.
KLASÖR – KUTU : Asit derecesi düşük, dayanıklı, mikroorganizmaların üremesine sebep olacak maddeleri ihtiva etmeyen ve nem çekmeyen prespan malzemeden özel olarak imal edilmektedir. Hem kompakt hem sabit raflarda kullanılabilecek şekilde dizayn edilmiştir.

Sayıştay 'da Evrak Saklama

Sayıştay'ın üzerinden evrak saklama yükünün kaldırılması gerekiyor

Sayıştay Başkanı Kamil Mutluer, Sayıştay’ın toplam 16 dönümlük bir alanda binlerce tonluk arşivi olduğunu belirterek, „Arşiv yükünü Sayıştay’ın sırtından alıp her kamu kurumunun kendi evrakını kendisinin saklaması gerekir“ dedi.

Mutluer, Sayıştay’da çıkan yangının söndürülmesinin ardından devam eden soğutma çalışmalarını izleyerek yetkililerden bilgi aldı.

Mutluer, Sayıştay binasındaki yangınla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Şu anda emniyetin ve itfaiyenin raporunu bekliyoruz. Gelen bilgilere göre geçmişi inceleteceğiz. Ne sonuç alacağız bilmiyorum ama esas mesele, geçmişle uğraşalım ama geleceği sağlamlaştıralım“ diye konuştu.

Basında, Sayıştay’a ait değerli ve mahkemelik evrakların yandığı haberlerinin yer aldığını ve bütün bunların spekülasyon olduğunu belirten Mutluer, „Trilyonluk bina yanıyor kaybedilen maddi hasar 100-200 milyar. Ama medya ağacın yapraklarıyla uğraşıyor. Gazeteciler spekülasyon yapıyor. Samimiyetle söylüyorum buradaki belgelerin değeri sıfır. Değerli evraklar yandı diyorlar. İnsan bunları duyunca kahroluyor. Buradaki belgeler yargı görmüş, denetim görmüş belgeler. Saklamanın anlamı var m?“ diye konuştu.

Sayıştay’ın 35 bin metrekare raflı arşivinin olduğunu belirten Mutluer şunları söyledi:

„Yılda 850 ton evrak geliyor. Bunları 10 yıl saklarsanız 8 bin 500 ton ediyor. Her geçen gün bu evrak artıyor. Dağ taş evrak, 16 dönümlük bir yerde evrak muhafazası zorlaşıyor. Sayıştay denetim mi yapacak, evrak mı saklayacak? Çağdaş ülkelere bakın böyle bir sistem olmaz. Ya ilgili evrakları, Sayıştay’ın hukuka aykırı evrakları saklayalım. Diğerlerini ilgili kamu kurumlarına gönderelim, onlar saklasın. Veya saklama süresini 10 yıldan 5 yıla düşürelim. Önceki arzum arşiv yükünü sıfıra doğru yaklaştırmak. Buranın arşiv olmaması lazım. Saatli bomba gibi her an yangın olabilir.“

Liberal Demokrat Parti Ankara İl Başkanı Ercan Çalı da Sayıştay’ın yanan binasını gezerek incelemelerde bulundu yetkililerden bilgi aldı.

Çalı, „Yanan, kaybolan evrakların mikrofilmlerinin mutlak suretle bulundurulması gerekiyor. Eğer mikrofilmleri yoksa çok ciddi bir ihmal var demektir“ diye konuştu.

SOĞUTMA ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Bu arada Sayıştay’da çıkan yangının dün gece söndürülmesinden itibaren başlayan soğutma çalışmaları devam ediyor.

Büyükşehir İtfaiye Daire Başkan Yardımcısı ve Grup Başkanı Mustafa Irmak, soğutma çalışmalarının büyük ölçüde tamamlandığını ifade ederek, „Ekiplerimiz torbaların içinde bulunan dosyaları teker teker ayırıyor ve suluyor. Soğutma çalışmalarını 100 kişilik ekiple sürdürüyoruz. Gece için ise 2 araç ve 15-20 kişilik personel nöbetçi kalacak. Bina içinde ortalama 35 ile 50 santimetre arasında su birikintisi olduğunu belirten Irmak, bina içinde bulunan mazgallardan suyun kendi kendisini tasfiye ettiğini bir taraftan da araçlarla suyun çekildiğini belirtti.

Irmak, itfaiye raporunun hazırlanma işinin ise yaklaşık bir hafta süreceğini sözlerine ekledi.
Kaynak:.hurriyet.com.tr

Kişisel Güvenlik Duvarları

Kişisel Güvenlik Duvarı :
Kişisel güvenlik duvarı, bir internet güvenlik yazılımının en önemli koruma öğelerinden birisidir. Bilgisayar sisteminizin tüm dış bağlantılarını konrol ederek dış bağlantılardan gelebilecek istenmeyen ve zararlı erişimlere karşı korur.Bu bağlantılar internet, lokal ağ veya kablosuz bağlantılar olabilir. Tüm bu erişim yöntemlerinde gerekli gördüğünüz yetkilendirmeyi veya yasaklamayı güvenlik duvarı sayesinde gerçekleştirebilirsiniz.

Bunu yaparken belirli profiller kullanır, bu sayede farklı ağ ortamlarına girdiğinizde erişiminizin devamlılığını sağlar ve tüm bu profil geçişlerini otomatik olarak yapar.Kişisel güvenlik duvarı ayarları ile bazı uygulamaların internet çıkışını engelleyebilir, özel olarak port adı verilen bilgisayar sistemimizin kapılarını açıp/kapatabilirsiniz. Gerekli olmadığını düşündüğünüz programların dışarıya erişimni engeller. Sisteminize sinsice girmiş olan Trojanların dış bağlantısı bu şeklide kesilerek bilgisayarınıza zararlı kod girişi engellenmiş olur.


Ayrıca kimi zararlı yazılımlar Windows XP'nin içerdiği Güvenlik Duvarını aşarak devre dışı bırakabiliyor veya kendi kullanacağı şekilde kaynak ayarlayabiliyorken PcCillin buna izin vermez.


Ayrıca yazılıma genel bir şifre verilerek her türlü ayar değişikliği, devredışı bırakma, devreye alma, gibi tüm değişikliklerin yapılması denense dahi mümkün olmayacaktır.


Trend PcCillin üstün algılama yeteneği sayesinde çoğu geleneksel programın tüm erişimleri bloke etmesi ve erişim isteyen her programı her defasında ayrı ayrı yetkilendirme ile kullanıcıyı meşgul etmez. Yetkilendirmeyi tamamen kullanıcıya yüklemez. Kullanıcıya sadece internete erişmek isteyen programları sorar yetkilendirilmiş programlar için her defasında aynı şekilde yetkilendirme uyarısı vermez. Size her programın hangi modülleri olduğu, vb. teknik bilgi öğrenmeye zorlamaz. Ödediğiniz ücretin karşılığını almanızı sağlar.


Aynı zamanda güvenlik duvarı Hacker' ları ve MYDOOM, BLASTER, SASSER gibi network virüslerini ağınıza girmeden engeller. Tehlike tespit edildiğinde, ağ ile tüm bağlantıyı kapatır ve virüsün yayılmasını engeller.


Yeni bir tehlike bulunduğunda TREND MICRO’ nun Network virüs acil durum merkezi sizi önceden uyararak virüsün ağınıza girmesini engeller.

McAfee anti-intrusion yazılımlarında 'yeni nesil' olarak tanımladıkları kişisel güvenlik duvarlarının (MPF) yenisini duyurdu. Güvenlik duvarının savunması, gelişmiş saldırı tespit ile ve saldırganlar hakkında coğrafik bilgi sağlayan grafik arabirimli iz sürme aracı ile daha da arttırılmış. Saldırganlar hakkında elde edilen bilgiler hack ve saldırgan ağ aktivitelerini izleyen geniş veritabanına sahip hackerwatch.org ile entegre ediliyor.
Gelişmiş saldırı tespit özelliği müşterilerin güvenlik duvarlarını geçmeye çalışan trafiği analiz edebilmeleri için gerekli olan tüm bilgileri sağlıyor. Ayrıca sadırıların sıklığı ve tiplerinin listesini görmek de mümkün. Çoğu güvenlik duvarı gibi McAfee`nin ürünüde dışarı çıkan trafiği Truva veya benzeri kötü amaçlı kodlara karşı koruma sağlamak için filtreliyor.

Grafik iz sürme aracındaki dünya haritasında saldırganın bilgisayarına doğru tüm bağlantı noktaları gösteriliyor. McAfee bu özelliğin cracker, hacker ve truva atı uygulamaları yazanlara bir baskı kuracağını umuyor.

Yazının orjinalini/tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:
http://www.betanews.com/article.php3?sid=1005600260

5 Aralık 2007 Çarşamba

Lüzumsuz Evrak Kaldırma Kanunu

Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun

Kanun No: 3473
Tarihi: 28 Eylül 1988

Amaç ve Kapsam:

Madde 1- Bu Kanunun amacı, genel ve katma bütçeli dairelerle (saklama, ayıklama ve imha işlemleri kendi mevzuatına tâbi olmak kaydıyla Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilâtı hariç) mahallî idareler, üniversiteler ve bunlara bağlı sabit ve döner sermayeli kuruluşlar, kamu iktisadî teşebbüsleri, özel kanunlarla kurulan kamu bankaları ve teşekkülleri elinde bulunan ve arşivlerinde arşiv malzemesi ve arşivlik malzeme niteliği taşımayan, muhafazasına lüzum görülmeyen, yok edilecek evrak ve her türlü malzemenin, ayıklama ve imha işlemlerine dair usul ve esasları düzenlemektir.

Tarifler:

Madde 2- Bu Kanunda geçen;

a) Arşiv malzemesi: Türk Devlet ve Millet hayatını ilgilendiren ve en son işlem tarihi üzerinden otuz yıl geçmiş veya üzerinden onbeş yıl geçtikten sonra kesin sonuca bağlanmış olup, birinci maddede belirtilen kuruluşların işlemleri sonucunda teşekkül eden ve onlar tarafından muhafazası gereken, Türk Milletinin geleceğine tarihî, siyasî, sosyal, kültürel, hukukî ve teknik değer olarak intikal etmesi gereken belgeler ve Devlet hakları ile milletlerarası hakları belgelemeye, korumaya, bunlarla ilgili işlem ve münasebetler bakımından tarihî, hukukî, idarî, askerî, iktisadî, dinî, ilmî, edebî, estetik, kültürel, biyografik, jeneolojik ve teknik herhangi bir konuyu aydınlatmaya, düzenlemeye, tespite yarayan, ayrıca ait olduğu devrin ahlâk, örf ve âdetlerini veya çeşitli sosyal özelliklerini belirten her türlü yazılı evrak, defter, resim, plân, harita, proje, mühür, damga, fotoğraf, film, plâk, ses ve görüntü bandı, baskı ve benzeri belgeleri ve malzemeyi,

b) Arşivlik malzeme: Yukarıdaki bentte sayılan her türlü belge ve malzemeden zaman bakımından henüz arşiv malzemesi vasfını kazanmayanlarla, son işlem tarihi üzerinden yüzbir yıl geçmemiş memuriyet sicil dosyaları, Devletin gerçek ve tüzel kişilerle veya yabancı devlet ve milletlerarası kuruluşlarla akdettiği ikili ve çok taraflı milletlerarası andlaşmalar, tapu tahrir defterleri, tapu ve nüfus kayıtları, aynı özellikteki vakfiyelerden ait oldukları kamu kurum ve kuruluşları ile il, ilçe, köy ve belediyelere ait sınır kâğıtları gibi belgeleri,

c) Ayıklama: Arşiv malzemesi ile, cari işlemleri devresinde bir değere sahip olduğu hâlde, hukukî kıymetini ve bir delil olma vasfını kaybetmiş, ileride kullanılmasına ve muhafazasına lüzum görülmeyen her türlü malzemenin birbirinden ayırımı ile ileride arşiv malzemesi vasfını kazanacak olan arşivlik malzemenin tespiti işlemini,

d) İmha: İleride kullanılmasına ve muhafazasına lüzum görülmeyen, arşiv malzemesi ve arşivlik malzeme dışında kalan, hukukî kıymetini ve bir delil olma vasfını kaybetmiş malzemenin ayrılarak, yönetmelikte belirtilecek usul ve esaslara göre imhası işlemini,
ifade eder.
ilgili bağlantı: veri depolama ve saklama sistemleri
Mükellefiyet:

Madde 3- Bu Kanun kapsamına giren ve elinde arşiv malzemesi ve arşivlik malzeme bulunduran kurum ve kuruluşlar, ellerinde bulundurdukları arşiv malzemesi ile arşivlik malzemeyi her türlü zararlı tesir ve unsurlardan korumak, asli düzenlerine göre tasnif edip saklama, yönetmelikte belirtilecek bekletme ve saklama süreleri sonunda Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü?ne teslim etmek ve muhafazasına lüzum kalmayan evrak ve malzemeyi yok etmekle mükelleftirler.

Arşiv malzemesi ve arşivlik malzeme temliki tasarruflar amacıyla kullanılamaz, tahrip ve tahrif edilemez ve yurt dışına çıkartılamazlar.

Ayıklama ve İmha Komisyonlarının Teşkili:

Madde 4- Bu Kanun kapsamına giren kurum ve kuruluşların kurum arşivlerinde yapılacak ayıklama ve imha işlemleri için, bünyelerinde ayıklama ve imha komisyonları teşkil edilir.

Müsadere Olunan Malzeme:

Madde 5- Bu Kanun kapsamına giren ve ilgili kanunlara göre suçta kullanıldığı anlaşılarak, müsaderesine dair kararı kesinleşen malzeme, derhal Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü?ne teslim edilir.

Yönetmelik:

Madde 6- Kamu kurum ve kuruluşları ile şahıslar elinde bulunan arşiv malzemesi ve ileride arşiv malzemesi haline gelecek arşivlik malzemenin tespit edilmesine, herhangi bir sebepten dolayı bunların kayba uğramamasına, gerekli şartlar altında korunmalarına ve millî menfaatlere uygun olarak Devletin, gerçek ve tüzel kişilerin ve ilmin hizmetinde değerlendirilmelerine, muhafazasına lüzum görülmeyen malzemenin ayıklama ve imhası ve imhası ile 4 üncü maddeye göre kurulacak komisyonlara dair usul ve esaslar Başbakanlık?ça çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.

Kaldırılan Hükümler:

Madde 7- 26.3.1956 tarihli ve 6696 sayılı Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin ve Vesaikinin İmha Edilmesi Hakkında Kanun hükümlerini yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük:

Madde 8- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme:

Madde 9 Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

3 Kasım 2007 Cumartesi

EEPROM


EEPROM (Electronically Erasable Programmable Read-Only Memory), kalıcı olmayan küçük boyuttaki verileri kalıcı olarak saklamak için bilgisayar ya da diğer cihazlarda kullanılan bir yongadır. Boyutu daha büyük olan sabit verileri saklamak için ise flash bellek gibi daha ekonomik yöntemler kullanılır. EEPROM, elektrikle yazıplı silinme özelliğine sahiptir.

RAM'lere yazmak EPROM'lara yazmaya göre hızlıdır (RAM'lara birkaç nanosaniyede yazılabilirken EEPROM'lar için bu süre mikrosaniyeler mertebesindedir). Buna ek olarak RAM'lar genelde uçucudur yani güç kesilmesi halinde içeriklerini kaybederler.

Silinebilir ve programlanabilir hafızaların en gelişmiş olanı elektriksel olarak silinebilen salt oku hafızalardır. Bu hafızalarda, hafıza hücrelerine istenen bir değer yazılabilir ve yazılan bu bilgi yeni bir yazmaya kadar kalır. EEPROM'un silinmesi, EPROM'un silinmesi ile aynı anlamı taşımamaktadır.

EEPROM'lar bir kaç byte dan 128 KB'a kadar olan aralıklarda, tipik olarak düzen parametrelerini saklamada rol oynarlar. Modern bilgisayarlarda şimdiye dek kullanılan (CMOS nonvolatile BIOS memory) CMOS kalıcı BIOS bellek teknolojisi ile yer değiştirmiştir. Örneğin; kişisel bilgisayarlarda bu yongalar BIOS kodlarını ve sistem ayarlarını saklamak için kullanılır.

Ram üzerine tekrar tekrar yazmak mümkünken, EEPROMlar üzerlerinde bulunan ince yalıtkan madde zarar görene dek yazma ve silme işlemi yapabilmekle sınırlandırılmıştır.

İlk kullanılan EEPROM lar 100 defa silme-yazma işlemi gerçekleştirirken, günümüz teknolojisinde kullanılan EEPROMlar 1.000.000’da fazla yazma-silme işlemini yerine getirebilmektedirler.Flash bellekler EEPROM’dan daha ucuz olmasına karşın daha çabuk yıpranır ve zarar görürler (yaklaşık 10.000 yazma-silme işleminden sonra). EEPROM’un daha etkili olduğunun düşünülmesinin diğer bir sebebi; flash bellek birden fazla bellek bölgesini aynı anda silmek zorundadır. Sadece bir baytı değiştirmek için tüm bloğu silmek ve tekrar yazmak gerekir. Bu da flash belleğin çabuk yıpranmasının sebebidir.
Konu başlıkları


Tarihçe

Uçucu olmayan ilk yarı iletken (NVSM) bellek Dawon Kahng ve Simon Sze tarafından 1967 yılında önerildi. Öneri yük depolamak ve non-lineer taşıma sistemlerini programlamak ve silmek icin düşünülmüştü. Bu bellekler şu an enerji kesilse bile uzun süre bilgiyi saklama (10-100 yıl ), elektriksel olarak yazılma, düşük güç tüketme ve yüksek bit yoğunluğuna sahip olma özelliklerini barındırmaktaydı.

Buluş, daha sonraları içinde EPROM EEPROM ve Flash bellek gibi bellek birimlerini içeren bellek ailesinin hızla yükselmesini sağladı. 1990'ların başında NVSM (the nonvolatile semiconductor memory) telefon, bilgisayar, dijital kamera, mp3 çalar vb birçok taşınabilir elektronik cihazın temel bellek birimi olarak kullanılmaya başlandı. Sadece geçen 5 yılda bile 10 milyarın üstünde ürünün üretiminde NVSM teknolojisi kullanıldı. 2010 yılında bu sayının 40 milyarı aşacağı tahmin ediliyor.

1960'lı yıllarda programlanabilir-salt okunur bellekler (PROM'lar) mühendislerin kullandığı en büyük güçlerden biriydi. Fakat bu belleklerin çok göze çarpan bir kısıtlaması vardı: bu bellekler tekrar programlanamıyorlardı. ROM tipi belleklere bilgisayar kartlarının üretimi sırasında üretici firmalar tarafından sistemi destekleyen programlar bir defa olmak üzere yazılırlardı. Bu tip yongalar bilgisayar kartlarına takıldıktan sonra sisteme sadece bilgi vererek çalışırlardı. ROM'dan komut işletmek için adresin tanımlanması yeterlidir. ROM'lara yapıları itibarıyla veri yazma imkanı yoktur. Bütün doneler üretici firma tarafından belirlenir ve bir defa ve o sistemde kullanılmak üzere üretilirlerdi. ROM belleklerde yapılarından dolayı bilgiler bilgisayar sistemi kapatılsa bile kaybolmaz. Bu bellekler Dov Frohman yeni bir fikir ortaya çıkarana kadar kullanıldı.

Frohman kontrol kapısı üzerinde -yüzer vaziyette duran ve herhangi bir bağlantısı olmayan -extra geçit bulunduran yeni bir MOS tasarladı. Kaynak (source)-savak (drain) hattı üzerinden akım geçirerek kayan geçitin üzerinde yük birikmesini sağladı. Daha sonra güç kaynağını kestiğinde kayan geçitin üzerinde biriken yükün olduğu gibi korunduğunu, kaybolmadığını ispatladı. Bu biriken yükü seçilen sıralı transistörlerin kayan geçitler üzerinde gezdirerek elektrikle programlanabilen-salt okunur bellek (EPROM) yapmayı başardı. Böylece mikroelektronik teknolojisindeki hızlı gelişmeler PROM belleğin daha kullanılmadan yere gömdü ve hem silinip hem yazılabilen EPROMLAR PROM'ların yerini almış oldu.

EPROMlar X ışınlarına maruz bırakılarak silinmekteydi. Bu yöntemi kullanmak için çok fazla enerji gerekiyordu, bu nedenle EPROM'lar sızdırmaz özel paketler içinde siliniyorlardı.Fakat X ışınları bir problem yaratıyordu; oksit istikrarsızlığı gösteriyorlardı. Bu nedenle Frohman X ışınlarından pek memnun değildi.

Frohman X ışınlarının yaptığı elektronları uyararak kayan geçitlerde depolama işini yapacak başka radyasyon şekilleri araştırmaya başladı ve aklına UV ışınları geldi (UVPROM). Ancak yine bir problem vardı. Kullanıcıları UV ışınlarının bir paket içinde güvenilir şekilde EPROMları yazıp sileceğine nasıl inandıracaktı?

Gordon Moore, Eprom'ları şirketin terasında uzun süre güneş ışınlarına maruz bırakmayı teklif etti. Teklif uygulandığında kayan geçitlerin yüklerinde herhangi bir düşüş söz konusu olmamıştı. Güneş ışığı testi bilimsel bir değerlendirmeye direnmediği için bu test, müşterileri EPROM'un belleğini yitirmediğine ikna etmek için yeterliydi.

1971 yılında Intel firması ticari bir mikroişlemci olan 4004 modelini tanıttı. Bu model EPROMlara pazarda büyük bir zemin hazırlamış oldu. Mikroişlemci bir program istedi; öyle ki bu program değişmeye yatkın olacaktı. Bu da EPROMların kullanımını artırdı. EPROM çok büyük faydalar sağlıyordu. Tekrar tekrar programlanabilip kullanıldığından dolayı, üretim hızını artırıyor ve daha ucuza mal oluyordu.

4004 piyasaya çıktıktan birkaç ay sonra Intel firması 1702 modelini çıkardı. Bu model 2k-bitlik P-kanal bir EPROMdu. Bu bellek {+5, -12, - 25} voltajlarıyla çalışıyordu ve bu voltajlar birçok sistem için uygun değildi.

1974 yılında George Perlegos Intel firmasına katıldı ve n-kanal EPROM(model:2708 8k-bitlik) tasarlamayı başardı. N-kanal EPROMlar p-kanal EPROMlardan daha hızlı çalışıyordu ve bu yongayı programlamak daha kolaydı. Ayrıca hem p-kanal EPROM’un kullandığı {+5 , -5 , -12} voltaj değerlerini kullanıyordu. Buna ek olarak +25 V sadece çevre birimleri için kullanıldı.

Perlegos sadece +5 V ile çalışan 2716 modelini tasarladı. Programlama için hala yüksek voltaja ihtiyaç duyan bu model + 15 V ile bu ihtiyacını da gideriyordu. 1978 yılında Perlegos büyük bir buluş icat etti. Öyle bir EPROM tasarladı ki ultraviyole ışınlarına ya da yarı iletken malzemelerin silikon dioksitinde yük birikmesine ihtiyaç kalmayacaktı. Bu bellek sadece 1 baytı ya da belli bir zamanda bir 'bayt dizisini' okuyan, yazan veya silebilen bir cihazdı. Çok fazla zaman harcamıyordu, ayrıca kullanılması zor olan geçite (BULK) de ihtiyaç kalmamıştı.

Çok ince bir oksit tabakası kullanılarak 100 angstrom (santimin yüzmilyonda biri) elektronların yüzer vaziyetteki tabakaya tünelle ulaşmaları sağlandı. Kapı (gate) ve savak arasına 220 V gerilim uygulanarak elektronlar yüzeydeki tabakaya ulaştılar. Böylece elektrikle programlanabilen "silinebilen" EPROM üretilmiş oldu ve adında da EEPROM ya da E²PROM denildi.

Arabirimler

EEPROM cihazlarının bir çok elektriksel arabirimi vardır.Bunlardan en genel olanları

1. Seri veriyolu
2. Paralel veriyolu

Seri Veriyolu Aygıtı

En genel seri veriyolu arayüzleri; SPI (çevresel arabirim yolu), I²C (gömülü entegre devreleri), ve 1-wire (tek kablo) olarak belirtilebilir.

Seri EEPROMlar üç evrede çalışırlar.Bunlar ;

* Op-code evresi
* Adres evresi
* Veri evresi

Her EEPROM fonksiyonlarını gerçekleştirmek için kendine ait Op-code komut kümesine sahiptir.Örneğin SPI EEPROM’da gerçekleşen bazı işlemler şöyledir:

* Write Enable (yazma aktif)
* Write Disable (yazma inaktif)
* Read Status Register (okuma durum yazmacı)
* Write Status Register (yazma durum yazmacı)
* Read Data (veri okuma)
* Write Data (veri yazma)

EEPROM tarafından desteklenen diğer işlemler ise

* program,
* sektör silme,
* yonga silme komutları olarak ifade edilebilir.

İşlemin son aşaması genelde veri aşamasıdır.Write (yazma) işlemi gerçekleştiği takdirde, yonga secenegi, “low” olana kadar denetleyici veriyi beslemek zorundadır. Read (okuma) işlemi gerçekleştiğinde ise yonga seçeneği, “low” olana kadar veriyi her saat vuruşunda denetlemek zorundadır.

Paralel Veriyolu Aygıtı

Paralel veriyolu aygıtları 8-bitlik bir veriyolu ve bellegi kapsayacak genişlikte bir adres yoluna sahiptir.Birçok aygıt; yonga seçme pini ve yazma koruma pinine sahiptir.Bazı mikrodenetleyiciler ise tümleşik paralel EEPROMlara sahiptir.

Flash Bellek

EEPROM’un özel bir uygulaması Flash bellek’dir. Aralarındaki en önemli fark ise EEPROM’a bilgilerin byte byte yazılması flash belleğe ise bilgilerin sabit bloklar halinde yazılmasıdır. Bu sabit bloklar 512 bytedan 256 KB’a kadar olan bir aralıkta değişir. Bu sabit bloklar halinde yazılma özelliği flash bellek’i EEPROM’a göre daha hızlı yapmıştır.

EEPROM ile EPROM’un karşılaştırılması

EPROM iki adet kısıtlamaya sahiptir;

* silinmesi için devreden çıkarılarak ultraviyole ışınlarına maruz bırakılmak zorundadır.
* programlamak için genelde yüksek voltajlara ihtiyaç vardır.